SON DAKİKA

EKONOMİ

Wall Street’te Tahvil Faizi Baskısı Sert Düşüş Getirdi

New York borsası haftanın ilk işlem gününü üç ana endekste de değer kaybıyla kapattı. Dow Jones endeksi yüzde 0,67 gerileyerek 51.481,51 puana indi. S&P 500 endeksi 7.683,69 puana geriledi; kayıp yüzde 0,77 oldu. Nasdaq endeksi ise 26.820,38 puana indi ve yüzde 0,92 değer kaybetti. Tahvil piyasasındaki yükseliş eğilimi hisse senedi tarafında satış baskısını artıran temel etken oldu.

ABD’nin 10 yıl vadeli hazine tahvili faizi 19 yılın zirvesini gördü; gün içinde yüzde 5,27’nin üzerine çıktı. 30 yıllık tahvilde faiz yüzde 5,58’e ulaştı; bu, 2004’ten bu yana görülen en yüksek seviye oldu. Faizlerdeki bu tırmanış, yatırımcıların riskli varlıklardan uzaklaşmasına yol açtı. Maliyetlerdeki artışın enflasyonist baskıları yükseltebileceği kaygısı, tahvil faizlerinin yüksek seviyelerde kalmasına yol açtı.

Jeopolitik gelişmeler de piyasaların seyri üzerinde belirleyici oldu. ABD’li yetkililere dayandırılan haberlere göre, ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın nükleer programına ilişkin somut adımlar atması durumunda dondurulan İran varlıklarını serbest bırakmaya ve ekonomik yaptırımları hafifletmeye istekli olduğunu ortaya koydu. Brent petrolün fiyatı 104 doların altına kadar indi; ardından gün içinde tekrar yükseldi. Beyaz Saray’da basın mensuplarına konuşan Trump, İran ile savaşın yakında sona ereceğini öne sürerek, “Bu savaşı çok yakında kazanacağız ve her şey sona erecek. Benzin fiyatları da ciddi şekilde düşecek.” ifadesini kullandı.

Petrol tarafındaki toparlanma dikkat çekici boyuta ulaştı. Brent petrolün vadeli varil fiyatı, TSİ 23.10 itibarıyla yüzde 1,3 artışla 105,70 dolara yükseldi. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü ham petrolün varili yüzde 0,5 artışla 92,90 dolardan alıcı buldu. Enerji fiyatlarındaki bu hareketlilik, enflasyon görünümüne ilişkin belirsizliği derinleştirdi. Ham petrol maliyetlerindeki yükselişin fiyat baskılarını artırabileceği değerlendirmesi, tahvil faizlerinin yüksek seyrini destekleyen unsurlar arasında yer aldı.

ABD Merkez Bankası yetkililerinin açıklamaları da yatırımcılar tarafından yakından izlendi. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook, gelecekteki olası faiz ayarlamalarının sayısı ve büyüklüğünün iki etkene bağlı olacağını belirtti: ekonominin politika hamlelerine verdiği tepkiler ve gelecek aylarda açıklanacak enflasyon ile istihdam verileri. Cook, iş gücü piyasasının, oranlarındaki bir artışın üstesinden gelebilecek sağlam bir konumda göründüğünü ifade etti. değerlendirmesinde bulundu. Bu açıklama, para politikasının bundan sonraki rotasına ilişkin beklentilerin veri odaklı biçimde şekilleneceğine işaret etti.

Yatırımcıların bu haftaki gündeminde iki kritik veri açıklaması bulunuyor. Piyasa yönü üzerinde belirleyici olacak iki veri var: çarşamba günü yayımlanacak ağustos ayı kişisel tüketim harcamaları verileri ve cuma günü açıklanacak istihdam raporu. Bu veriler öncesinde tahvil faizlerinin seyri ve jeopolitik başlıklardaki gelişmeler, New York borsasındaki fiyatlamanın ana eksenini oluşturuyor.

İlgili Makaleler