İş insanı Hüseyin Yüksek, ülkenin dış politika, yerli üretim, teknoloji, savunma sanayii ve ekonomi alanlarında son yıllarda büyük bir dönüşüm yaşadığını, bunun yanı sıra uluslararası platformdaki ağırlığının arttığını belirtti. Yüksek, savunma sanayii ile yüksek teknoloji alanlarında kat edilen mesafenin doğrudan Türkiye’nin dış politikadaki etkinliğine yansıdığını dile getirdi. Ülkenin artık kendi ihtiyaçlarını karşılayabildiği gibi geliştirdiği ürünleri farklı ülkelere de ihraç edebildiğini belirten Yüksek, bu tablonun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde şekillendiğini ifade etti. Yüksek, “Bugün savunma sanayiinde kendi İHA’mızı, SİHA’mızı, helikopterimizi, gemimizi ve savaş uçağımızı konuşabiliyorsak, bu Türkiye’nin geldiği noktayı göstermektedir” dedi.
Savunma sanayiindeki ilerlemenin yalnızca askeri kapasiteyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda ülkenin teknoloji üretme kabiliyetini de ortaya koyduğunu vurgulayan Yüksek, bu birikimin ekonomik yapıya da doğrudan katkı sağladığını aktardı. Türkiye’nin ihtiyaçlarını sadece dışarıdan temin eden bir ülke olmaktan çıktığını, kendi teknolojisini geliştiren ve bunu dünya pazarına sunan bir konuma yükseldiğini belirten Yüksek, bu dönüşümün uzun vadeli bir stratejinin ürünü olduğunu kaydetti. Yüksek’e göre bu tablo, ülkenin savunma alanındaki bağımsızlık iradesini de somut biçimde yansıtıyor. İş insanı, savunma projelerinde elde edilen kazanımların sivil teknoloji alanına da yayılmasının ekonomik dayanıklılığı güçlendireceğini söyledi.
Ekonomide dönem dönem zorlukların yaşanabileceğini, ancak üretim gücünü, ihracat kapasitesini ve teknoloji altyapısını büyüten bir Türkiye’nin uzun vadede daha dirençli bir yapıya kavuşacağını ifade eden Yüksek, “Türkiye’nin üretim gücünü, ihracat kapasitesini ve teknoloji altyapısını büyütmesi uzun vadede ülkemizin gücünü daha da artıracaktır” değerlendirmesinde bulundu. Yalnızca tüketen değil üreten bir ekonomi modelinin kurulmasının kritik olduğunu belirten Yüksek, yüksek katma değerli ürünlerin üretiminin artırılmasının ekonomik bağımsızlık açısından belirleyici bir rol oynadığını dile getirdi. Bu çerçevede yerli otomobil TOGG’u Türkiye’nin üretim vizyonunun somut bir örneği olarak gösteren Yüksek, farklı sektörlerde kendi markalarını ve teknolojilerini geliştirmenin gelecek açısından taşıdığı önemi vurguladı. İş insanı, “Yerli otomobilimizden savunma sanayiindeki projelerimize kadar ortaya koyduğumuz her ürün, Türkiye’nin kendi ayakları üzerinde durma iradesinin bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.
Sosyal çalışmaların toplumun gelişimindeki yerine de değinen Yüksek, değişik dönemlerde üstlendiği vazifelerle gençlik, spor, sosyal dayanışma ve toplumsal sorumluluk sahalarında faaliyetler yürüttüğünü anlattı. İstanbul Kızılay Başkan Danışmanlığı görevi, hemşehri dernek çalışmaları, gençlik yapılanmaları ve spor kulübü yöneticilikleri dahil geniş bir alanda sorumluluk üstlendiğini ifade eden Yüksek, imkânları kısıtlı gençler ve çocuklar için yürüttüğü sosyal çalışmaların kendisinde başka bir yeri olduğunu dile getirdi. Toplumun her kesimine dokunan çalışmaların ve gençlerin spora kazandırılmasının sosyal dokuyu güçlendirdiğini ifade eden Yüksek, ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik desteklerin sürdürülebilir bir dayanışma anlayışıyla ele alınması gerektiğini dile getirdi. Yüksek, bu tür girişimlerin toplumsal bütünlüğü pekiştirdiğini ve genç kuşaklara örnek oluşturduğunu kaydetti.
Yüksek, ekonomi ve savunma alanındaki gelişmelerin toplumsal sorumluluk çalışmalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, ülkenin uluslararası alandaki konumunun yalnızca askeri ve ekonomik göstergelerle değil, aynı zamanda sosyal dayanışmayla da güçlendiğini belirtti. Farklı görevlerde edindiği deneyimlerin kendisine toplumun farklı kesimlerini tanıma imkânı sunduğunu anlatan Yüksek, gençlik ve spor alanındaki çalışmaların gelecek nesiller açısından stratejik bir yatırım olduğunu ifade etti. İhtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik desteklerin yalnızca maddi yardımla sınırlı kalmaması gerektiğini söyleyen Yüksek, sosyal projelerin kalıcı etki bırakması için kurumsal bir yaklaşımla yürütülmesinin önemine dikkat çekti. İş insanı, üretim ve teknolojide yakalanan ivmenin toplumsal refahla desteklenmesi halinde Türkiye’nin uluslararası alandaki gücünün daha da pekişeceğini sözlerine ekledi.





