Yeni haftanın ilk işlem gününde altın piyasası satıcılı bir seyir izledi. Yatırımcılar jeopolitik riskleri ve para politikalarına dair beklentileri yeniden fiyatladı. Serbest piyasa verilerine göre gram altın 6 bin 849 liradan, çeyrek altın 11 bin 165 liradan ve Cumhuriyet altını 44 bin 502 liradan alıcı buldu. Ons altın 4 bin 360 dolar seviyesinde işlem gördü. Yarım altın 22 bin 323 lira, tam altın 44 bin 558 lira ve gremse altın 111 bin 737 lira olarak kaydedildi. Bu rakamlar, bir önceki haftanın son işlem gününde görülen zirvenin ardından gelen geri çekilmeyi yansıtıyor. Altın cuma günü haftanın en yüksek seviyesine ulaşmıştı. ABD altın vadeli kontratları yüzde 0,1 değer kaybederek 4 bin 419,40 dolara geriledi. Gram altın da yeni haftaya 6 bin 834 lira seviyesinden başladı.
Fiyatlardaki yön arayışında Batı Asya’daki gelişmeler belirleyici oldu. ABD Başkanı Donald Trump, İran ile bir anlaşmaya varılamaması durumunda ülkenin ekonomik açıdan başarısız olacağını veya yönetiminin ortadan kaldırılabileceğini ifade etti. İran ordusu ise yeni bir saldırıya karşılık vereceği uyarısını yaptı. Bu gerilimin seyri, petrol fiyatları ve enflasyon beklentileri üzerinden altın piyasasını etkiliyor. Jeopolitik tansiyonun enerji maliyetleri kanalıyla fiyat baskılarını artırması, yatırımcıların güvenli liman arayışını da şekillendiriyor. Altının kısa vadeli yönü, büyük ölçüde petrol ve tahvil piyasalarındaki hareketliliğe bağlı hale gelmiş durumda.
Analistin değerlendirmesine göre altın kısa vadede yaklaşık 4 bin 200 ile 4 bin 580 dolar aralığında işlem görebilir. Bu öngörü, ons tarafındaki dalgalanma bandının gram ve çeyrek gibi iç piyasa ürünlerine de doğrudan yansıyacağı anlamına geliyor.
İran kaynaklı gerilimin enerji fiyatları ve enflasyon baskılarını artırması, küresel ekonomide yeni bir faiz artırımı döngüsü ihtimalini gündeme taşıdı. Dünyanın önde gelen merkez bankalarından bazıları faizleri artırıyor. Yükselen faiz ortamı, getirisi olmayan altın için alternatif maliyet baskısı yaratıyor. Enflasyonun kalıcılığına dair endişeler de değerli metalin koruma talebini ayakta tutuyor.
Merkez bankalarının sıkılaşma eğilimi, tahvil getirileri üzerinden altının kısa vadeli performansını sınırlayan temel unsurdur. Yatırımcılar faiz getirisi sunan enstrümanlara yöneldikçe altına olan talep zayıflıyor. Buna karşın jeopolitik risklerin tırmanma ihtimali, güvenli liman işlemlerini canlı tutarak fiyatların aşağı yönlü hareketini sınırlıyor. İç piyasada ise gram altının 6 bin 834 lira seviyesinden haftaya başlaması, kurlardaki seyrin de fiyatlama üzerinde belirleyici olduğunu gösteriyor. Yatırımcılar bir yandan ons taraftaki dalgalanmayı, diğer yandan yurt içi kur hareketlerini aynı anda izlemek zorunda kalıyor.
Serbest piyasada oluşan bu tablo, fiziki altına yönelen tasarruf sahipleri için alım maliyetlerini belirlerken, kuyumcularda işlem gören ürün gamının tamamına yakını aynı yönlü bir fiyatlamayı yansıtıyor. Çeyrek ve yarım gibi küçük birimli ürünlerdeki fiyat farkları, hem işçilik hem de alım-satım makaslarından kaynaklanan yapısal unsurlarla şekilleniyor. Petrol fiyatları, tahvil getirileri ve merkez bankalarının mesajları altının kısa vadeli yönünü etkileyen ana değişkenler arasında yer alıyor.





