11-17 Eylül 2026 tarihlerini kapsayan haftada kültür sanat takvimi İstanbul, Ankara, Bayburt, Çanakkale ve İzmir olmak üzere beş ilde toplam 21 etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Bu programların 10’u yeni etkinlik olarak izleyici karşısına çıkarken, haftanın ajandasında arşiv ve sanat tarihi sergisi, konser ve sahne programı, karma çağdaş sanat sergisi, kişisel fotoğraf sergisi, film gösterimi ve DJ performansı, festival programı ile müze koleksiyonu seçkisi gibi farklı disiplinler yer alıyor. Bu içerikler tek bir merkezde toplanmak yerine farklı şehirlere dağılmış bir yapı sergileyerek kültürel üretimin coğrafi çeşitliliğini gözler önüne seriyor. Etkinlik bültenlerinin ve duyuruların ilgili adrese gönderilebildiği bir düzenin sürdüğü haftada, izleyiciye sunulan seçeneklerin hem güncel hem de arşiv değeri taşıyan başlıklardan oluştuğu görülüyor.
İstanbul ayağındaki programın öne çıkan duraklarından biri Salt Beyoğlu’nda açılacak olan Denizaşırı: Özer Kabaş ve Zamanları sergisi. Sanatçı, eğitimci ve yazar Özer Kabaş’ın 1960’lardan 1990’lara uzanan üretimini merkeze alan bu seçki, Tuğçe Kaplan ve Vasıf Kortun tarafından programlandı. Sergi, Kabaş’ın kişisel ve sanatsal hikâyesi üzerinden Türkiye’nin kültür ortamının belirli bir dönemine bakmayı amaçlıyor. Yalnızca bir sanatçı portresi sunmakla kalmayan seçki, dönemin üretim, eğitim ve kültür çevrelerini izlemek isteyenler için arşivsel bir okuma alanı olarak da tanımlanıyor. Sergi 15 Eylül’de saat 17.00-18.00 arasında yapılacak sergi anlatımının ardından 18.30’da gerçekleşecek açılışla izleyiciyle buluşacak ve 14 Mart 2027 tarihine kadar görülebilecek.
Müzik tarafında ise Fiba Salon İKSV, Eylül 2026-Ocak 2027 aralığına yayılan yeni sezonunu 12 Eylül’de The Bad Plus konseriyle açıyor. Çağdaş caz, rock ve pop arasında geçişler kuran topluluk, 2010 yılında Salon’un açılış konserini vermesinin ardından veda turnesi kapsamında yeniden aynı sahneye dönüyor. Salon’un ilk konserini 2010’da veren grup, bu kez veda turnesi çerçevesinde aynı sahneye geri geliyor; topluluğun 2026’yı kendileri için son yıl olarak duyurması, bu performansa sezon açılışının ötesinde bir anlam katıyor. Yeni sezonun konserlerin yanı sıra tiyatro, edebiyat ve sohbet serilerine de yer verecek biçimde kurgulanması, Salon’un müzik programını çok disiplinli bir yapıya doğru genişlettiğini gösteriyor. Etkinliğin biletleri satış kanalları üzerinden izleyiciye sunuluyor.
Haftanın toplam etkinlik sayısının 21’e ulaşması ve bunların 10’unun yeni program olarak tanımlanması, sezon geçiş döneminde kültür kurumlarının izleyici karşısına çıkma hızını yansıtıyor. İstanbul’un yanı sıra Ankara, Bayburt, Çanakkale ve İzmir’in de rotada yer alması, etkinliklerin yalnızca büyükşehirlerle sınırlı kalmadığını ortaya koyuyor. Farklı disiplinlerden gelen içeriklerin aynı hafta içinde eş zamanlı sunulması, izleyicinin tek bir tür yerine çok katmanlı bir seçkiyle karşılaşmasına yol açıyor. Arşiv ve sanat tarihi sergisinden DJ performansına, festival programından müze koleksiyonu seçkisine uzanan yelpaze, kültürel tüketimin çeşitlendiği bir dönemi işaret ediyor.
Özer Kabaş sergisinin yaklaşık bir buçuk yıla yakın bir süre boyunca izlenebilecek olması, kurumsal sergi planlamasında uzun vadeli bir yaklaşımın benimsendiğini gösteriyor. Kabaş’ın üretiminin 1960’lardan 1990’lara kadar uzanan geniş bir zaman aralığına yayılması, serginin yalnızca tek bir döneme odaklanmak yerine kültürel sürekliliği izleme imkânı sunduğunu ortaya koyuyor. Tuğçe Kaplan ve Vasıf Kortun’un programlamayı üstlenmesi, serginin arşivsel boyutunun küratoryal bir çerçevede ele alındığını gösteriyor. Aynı hafta içinde hem uzun soluklu bir serginin açılması hem de bir müzik sezonunun başlaması, kültür ekonomisinin farklı hız katmanlarını aynı anda görünür kılıyor.
Fiba Salon İKSV’nin yeni sezonunda konserlerin yanına tiyatro, edebiyat ve sohbet programlarını eklemesi, sahne sanatları kurumlarının izleyici tabanını genişletme yönündeki tercihini yansıtıyor. The Bad Plus’ın veda turnesi kapsamında sahneye çıkacak olması, konserin repertuvar değerinin ötesinde bir duygusal bağlam da taşımasına neden oluyor. Salon’un 2010’daki açılışında aynı topluluğu ağırlamış olması, kurum ile sanatçı arasındaki ilişkinin on altı yıla yayılan bir geçmişe dayandığını gösteriyor. Sezonun Ocak 2027’ye kadar sürecek biçimde planlanması, program takviminin uzun bir zaman aralığına yayılarak izleyiciye erken planlama imkânı tanıdığını ortaya koyuyor.





