Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, “Türkiye’nin yeni anayasa gündemi” başlıklı bir yazı kaleme alarak ülkenin yönetim yapısına dair önemli değerlendirmelerde bulundu ve yazısında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş ile Terörsüz Türkiye sürecinin kararlılığın en önemli adımları olduğunu ifade ederek gelinen aşamada yeni bir anayasanın Türkiye Cumhuriyeti için artık kaçınılmaz hale geldiğini savundu. Başdanışman, yeni anayasa ile geliştirilecek güçlü ve daha doğru bir kural sisteminin Türkiye’nin hukuk zemininde ve hukukun desteğiyle yükselişinde pek çok imkân sunacağını belirtti. Uçum’un bu açıklaması, daha önce yaptığı seçim tarihi çıkışının ardından siyasi gündemde yeni bir tartışma başlattı.
Uçum, yazısında Türkiye’nin 2 bin 200 yılı aşan kadim devlet geleneğine sahip olduğunu vurgulayarak medeniyetin miras bıraktığı bilge ve kudretli müktesebattan istifade ederek atılan tarihi adımlarla Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında hedeflere kararlılıkla yüründüğünü dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın perspektifiyle hayata geçen Türkiye Yüzyılı vizyonunun en büyük hedeflerinden birinin yeni bir anayasayı ülkeye kazandırmak olduğunu aktaran Uçum, dönemin artık Türkiye Yüzyılı olduğunu ve vaktin yeni anayasa vakti olduğunu ifade etti. Başdanışman, yeni anayasanın Türkiye’nin büyük yürüyüşünde itici güç olacağını sözlerine ekledi.
Başdanışman Uçum’un yazısında dikkat çeken bir diğer başlık ise seçim sistemi ve halkın iradesine ilişkin değerlendirmeleri oldu. Halkın sistemin işleyişindeki iradesini güçlendiren etkili iki oy hakkı ve yüzde 50+1 kuralının halka rağmen değiştirilemeyeceğini savunan Uçum, halkın da iradesini zayıflatacak bu tip karşı hamlelere geçit vermeyeceğini dile getirdi. Bu ifadeler, seçim sistemi tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde yönetimin konuya bakışını yansıtması açısından önemli bir çerçeve çizdi. Uçum’un açıklamaları, yeni anayasa sürecinin nasıl bir zeminde ilerleyeceğine dair ipuçları barındırıyor.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı’nın bu yazısı, geçtiğimiz günlerde yaptığı seçim tarihi açıklamasının ardından geldi. Uçum, daha önce cumhurbaşkanlığı için yapılacak erken seçimle ilgili olarak seçimlerin 16 Nisan 2028 tarihinde yapılmasını öngördüğünü belirtmiş, bu tarihin Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişin referandum tarihi olduğunu ve sembolik bir anlam taşıdığını söylemişti. Uçum ayrıca, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son kez aday olacağını ifade etmişti. Bu açıklamalar, siyasi kulislerde geniş yankı bulurken, yeni anayasa çağrısıyla birlikte Türkiye’nin önündeki siyasi takvimin daha da netleşebileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Uçum’un yazısındaki temel vurgu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ve Terörsüz Türkiye sürecinin kararlılığın en önemli adımları olduğu yönünde. Yeni anayasanın kaçınılmaz olduğunu savunan Başdanışman, bu sürecin Türkiye’nin hukuk içinde yükselmesi için bir fırsat penceresi açtığını dile getiriyor. Yüzde 50+1 kuralına yönelik vurgusu ise muhalefet cephesinde tartışmalara yol açabilecek nitelikte. Uçum’un metni, hem yeni anayasa hem de seçim takvimi başlıklarını aynı çerçevede ele alarak, önümüzdeki dönemin siyasi gündemine dair kapsamlı bir perspektif sunuyor.
Yeni anayasa tartışmaları, Türkiye’nin siyasi gündeminde uzun süredir yer alıyor. Ancak Uçum’un “artık kaçınılmaz” ifadesiyle bu konuyu daha güçlü bir şekilde sahiplenmesi, sürecin hızlanabileceği yönündeki beklentileri artırdı. Başdanışmanın yazısında kullandığı “Türkiye büyük yürüyüşe başlıyor” ifadesi, yeni anayasanın bu yürüyüşün itici gücü olacağı mesajını içeriyor. Uçum’un açıklamaları, yönetimin yeni anayasa konusundaki kararlılığını göstermesi bakımından siyasi çevrelerde geniş yankı uyandırdı.





