SON DAKİKA

EKONOMİ

Anadolu Yatırım’dan yıl sonu piyasa öngörüsü: Dolar, faiz ve borsa için kritik tahminler

Anadolu Yatırım Genel Müdürü Dr. Nuri Sevgen, ekonomik programdaki makro verilerden yola çıkarak piyasaların yıl sonu görünümüne ilişkin somut rakamlar paylaştı. Ekonomi kanallarında yayımlanan bir programda değerlendirmelerde bulunan Sevgen, özellikle 2027 yılına ait bütçe ve büyüme verilerinin seçim takvimine dair güçlü sinyaller içerdiğini öne sürdü. Orta Vadeli Program’da (OVP) yer alan büyüme hedeflerinin aşağı çekildiğini, buna karşın enflasyon projeksiyonlarının yukarı yönlü revize edildiğini kaydeden Sevgen, bu durumun gelecek dönem ekonomi politikalarının yönü hakkında önemli ipuçları verdiğini dile getirdi.

Sevgen, OVP’nin özellikle 2027 senesine ilişkin kamu maliyesi verilerinin dikkat çekici bir tablo ortaya koyduğunu belirtti. Normal yasal takvime göre 2028 yılında yapılması beklenen genel seçimlerin, bütçe açığındaki genişleme eğilimi nedeniyle bir yıl öne çekilebileceği yorumunda bulunan Sevgen, bu dönemde kamu harcamalarında belirgin bir artış yaşanacağını ifade etti. Ekonomi yönetiminin 2026 yılı sonuna kadar mali disiplini koruyacağını ancak izleyen yılda seçim ekonomisinin etkisiyle harcama kalemlerinde gevşeme görülebileceğini aktaran Sevgen, kredi genişlemesi ve kamu personel zamlarının bütçe üzerinde yaratacağı baskıya dikkat çekti. Bu tür bir mali genişlemenin seçim öncesi dönemlerin karakteristik bir özelliği olduğunu da sözlerine ekledi.

Piyasanın en çok merak ettiği konulardan biri olan döviz kuru beklentisini OVP’deki hesaplamalara dayandıran Sevgen, programın ima ettiği ortalama dolar/TL kurunun gelecek yıl için 51,36 seviyesinde olacağını öngördü. 2027 yılı için ise bu rakamın 60,38 liraya yükseleceğini hesaplayan uzman isim, söz konusu projeksiyonların yıllık bazda yaklaşık yüzde 19,9’luk bir artışa tekabül ettiğini ve bunun aylık ortalamaya vurulduğunda yüzde 1,52 gibi bir orana denk geldiğini belirtti. Sevgen, bu verilerin doların uluslararası piyasalarda euro karşısında değer kaybedeceği veya Türk lirasındaki reel değerlenmenin devam edeceği beklentilerini yansıttığını da açıkladı. Mevcut ekonomik patikanın bu öngörülerle uyumlu ilerlediğini ve yıl sonu itibarıyla spot kurun 54,00 lira seviyesinde dengelenebileceğini tahmin ettiğini anlatan Sevgen, vadeli piyasa kontratlarının da bu fiyat bölgesini desteklediğini vurguladı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) para politikasındaki sıkı duruşunu en azından kısa vadede sürdüreceğini öne süren Sevgen, bu hafta gerçekleştirilecek Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit tutulacağına dair yüksek bir olasılık gördüğünü söyledi. Merkez Bankası’nın bankacılık sistemindeki likidite bolluğuna rağmen faiz oranlarının hızla düşmesine müsaade etmediğini ve fonlama maliyetini politika faizinin altına çekmek konusunda acelesi olmadığını belirtti. Ancak yılın son çeyreğine doğru fiili faiz oranlarında aşağı yönlü bir hareketin başlayabileceğini ifade eden Sevgen, kurum olarak yıl bitmeden politika faizinde toplamda 150 baz puanlık bir indirim yapılacağını öngördüklerini aktardı. Tek haneli enflasyon hedefi yolunda atılacak adımların bu indirim patikasının hızını belirleyeceğini de ekledi.

Borsa tarafında ise Sevgen’in değerlendirmeleri, fon akışları ve düzenleyici çerçevedeki değişimlere odaklandı. Hisse senedi piyasasında yurt içi yerleşiklerin portföy tercihlerinin yanı sıra yabancı yatırımcıların kararlarını etkileyen küresel risk unsurlarının varlığını koruduğuna işaret etti. Pay piyasasında özellikle bireysel yatırımcı katılımının artmasıyla birlikte oynaklığın da yükseldiğini, bu nedenle yatırımcıların temkinli bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini aktardı. Buna karşın, enflasyonun düşüş eğilimine girmesi ve faiz indirimlerinin başlaması durumunda hisse senedi piyasasının göreceli cazibesinin artabileceğini, ancak bu senaryonun zamanlamasının kritik olduğunu belirtti.

Dr. Nuri Sevgen, küresel piyasalardaki gelişmelerin de yerli varlıklar üzerinde belirleyici olduğunu hatırlattı. Özellikle gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikalarındaki normalleşme adımlarının gelişmekte olan ülke piyasalarına sermaye akışını etkilediğini, jeopolitik risklerin ise enerji fiyatları üzerinden iç enflasyona yansıyabileceğini ifade etti. Bu ortamda TL cinsi varlıkların getiri potansiyelini koruyabilmesi için izlenen makro politikalarla uyumlu kalınması gerektiğini söyleyen Sevgen, para ve maliye politikası arasındaki koordinasyonun önemine dikkat çekti.

İlgili Makaleler