Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, ülkesinin ekonomik büyüklüğünün 2026 yılında 50 milyar dolara ulaşmasını beklediklerini açıklarken, uzun vadeli hedefin 200 milyar dolar olduğunu duyuruyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nde düzenlenen Arap Medya Zirvesi’nin resmi açılışı kapsamındaki panellere katılan eş-Şara, Suriye’nin siyasi ve ekonomik dönüşümüne ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunuyor. Yaptırımların kaldırılması sürecine geniş yer ayıran Suriyeli lider, ülkesinin uluslararası ambargolardan kurtularak yepyeni bir döneme girdiğini vurguluyor. Eş-Şara, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump nezdindeki arabuluculuk girişimlerinin tarihi bir kararla sonuçlandığını ve Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırıldığını belirtiyor.
Şam’ın özgürleştirilmesinin ardından ülkenin karşı karşıya kaldığı tabloyu hatırlatan eş-Şara, o günlerde iç bölünmelerin, mezhepler arası çatışma tehditlerinin, çöken altyapının, enerji krizinin ve ağır ambargonun ülkeyi kuşattığını anımsatıyor. Suriyeli lidere göre bu zorlukların üstesinden çok hızlı bir şekilde gelindi ve süreç, yaptırımların kaldırılmasıyla birlikte Suriye’nin adeta yeniden doğuşuna dönüştü. Bu noktada ülkesinin küresel konumundaki değişime de dikkat çeken eş-Şara, “Suriye, Captagon ihraç eden bir çatışma bölgesi olmaktan çıkıp bir istikrar bölgesine dönüştü. Dünya artık Suriye’yi Doğu ile Batı arasındaki tedarik zincirleri için güvenli bir ticaret koridoru olarak konuşuyor” diyor. Bu açıklama, ülkenin uluslararası algısındaki köklü değişimi gözler önüne sererken, bölgesel ticaret yolları açısından da yeni bir dönemin habercisi olarak yorumlanıyor.
Ekonomik alanda yarı sosyalist modelden serbest piyasa ekonomisine geçiş yapıldığını belirten eş-Şara, bu dönüşüm sürecinde bazı “sarsıcı kararların” alınması gerektiğini söylüyor. Geçiş döneminde oluşabilecek ekonomik şoklara karşı gerekli adımların atıldığını dile getiren Suriyeli lider, hükümetin piyasa mekanizmalarına geçişte kararlı bir tutum sergilediğini ortaya koyuyor. Ekonomik büyüklüğün 2026 yılında 50 milyar dolara ulaşmasını beklediklerini ifade eden eş-Şara, uzun vadeli hedeflerinin 200 milyar dolar olduğunu açıklıyor. Bu rakamlar, savaş sonrası yeniden yapılanma sürecinde Suriye ekonomisinin ulaşmayı amaçladığı büyüklüğü gösterirken, uluslararası yatırımcılar açısından da önemli bir gösterge niteliği taşıyor.
Yaptırımların kaldırılması sürecinde Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı arabuluculuk girişimlerinin belirleyici rol oynadığını vurgulayan eş-Şara, bu diplomatik çabaların tarihi bir kararla sonuçlandığını yineliyor. Bölgesel aktörlerin ortak girişimiyle alınan karar, Suriye’nin uluslararası ambargolardan kurtulmasını sağlarken, ülkenin yeniden yapılanma sürecine de ivme kazandırıyor. Eş-Şara’nın açıklamaları, Arap dünyası ve küresel güçler arasındaki diplomatik dengelerin Suriye lehine nasıl şekillendiğini gösterirken, bölgesel iş birliklerinin ekonomik sonuçlarını da ortaya koyuyor. Suriye’nin istikrar bölgesine dönüşmesi ve güvenli ticaret koridoru olarak konuşulması, ülkenin jeopolitik konumunun yeniden tanımlandığına işaret ediyor.
Eş-Şara’nın Arap Medya Zirvesi’ndeki konuşması, Suriye’nin uluslararası toplumla yeniden bütünleşme çabalarının bir yansıması olarak öne çıkarken, ekonomik hedefler ve diplomatik kazanımlar ülkenin geleceğine dair somut bir çerçeve sunuyor. Yaptırımların kaldırılmasının ardından hızla hayata geçirilen reformlar ve serbest piyasa ekonomisine geçiş adımları, Suriye’nin küresel ekonomiye entegrasyon sürecini hızlandırıyor. Bölgesel ticaret koridoru vizyonu, Doğu ile Batı arasındaki tedarik zincirlerinde Suriye’nin stratejik konumunu güçlendirirken, ülkenin enerji ve altyapı alanındaki iyileştirme çabaları da bu hedefe hizmet ediyor. Şam yönetiminin attığı adımlar, savaş sonrası dönemde ekonomik kalkınma ve istikrar arayışının somut göstergeleri olarak değerlendiriliyor. Tüm bu gelişmeler, eş-Şara’nın zirvedeki mesajlarının yalnızca bir durum tespiti değil, aynı zamanda uluslararası yatırımcıya ve bölgesel müttefiklere verilen güven mesajı olarak okunmasına yol açıyor. Zirve kulislerinde Suriye’nin yeniden yapılanma dosyasının önümüzdeki dönemde daha sık gündeme geleceği, enerji ve altyapı projelerinin bu çerçevede öncelik kazanacağı ifade ediliyor. Şam’ın bölgesel başkentlerle yürüttüğü temasların sıklığı da bu okumayı destekliyor.





