SON DAKİKA

SPOR

Avrupa Şampiyonu Sultanlara Spor Ödülü Yönetmeliği Kapsamında Toplam 70 Milyon TL

Üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonluğuna ulaşan A Milli Kadın Voleybol Takımı, bu başarının maddi karşılığında Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın ilgili yönetmeliği çerçevesinde sporcu başına 112,5 cumhuriyet altını almaya hak kazandı. Bir cumhuriyet altınının yaklaşık 44 bin 500 TL’den işlem gördüğü güncel piyasada, bu ödül milli voleybolcu başına yaklaşık 5 milyon 15 bin liraya denk geliyor. Takım genelinde hesaplandığında ise toplam ödül tutarı yaklaşık 70 milyon lirayı, dolar cinsinden ise 1,4 milyon doları buluyor. Bu tutar, Türkiye’nin iki yılda bir düzenlenen Avrupa şampiyonalarındaki birincilikleri için öngörülen yüzde 75’lik sporcu payı üzerinden hesaplandı. Ödülün belirlenmesinde, şampiyonluğun iki yılda bir tekrarlanan bir organizasyonda elde edilmiş olması belirleyici oldu; yönetmelik, böyle durumlarda üst sınırın sporculara kısmi olarak yansıtılmasını öngörüyor.

Başarının mimarı olarak gösterilen Başantrenör Daniele Santarelli’ye ise 30 cumhuriyet altını, yani yaklaşık 1 milyon 343 bin lira ödenecek. Ödül yönetmeliği, Avrupa’da Türkiye’nin birinci olduğu olimpik ve paralimpik branşlarda milli sporculara en fazla 150’şer cumhuriyet altını verilmesini öngörüyor. Turnuvanın iki yılda bir düzenlenmesi halinde bu tutarın sporculara yüzde 75 oranında yansıtılması kuralı devreye giriyor ve böylece sporcu başına 112,5 altınlık bir hak doğuyor. Bakanlığın “Spor Hizmet ve Faaliyetlerinde Üstün Başarı Gösterenlerin Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelik” hükümleri, şampiyonluk priminin hesaplanmasında belirleyici rol oynadı. Antrenör payının sporcu payından ayrı ve daha düşük bir kalemde değerlendirilmesi, yönetmeliğin teknik heyete ilişkin ayrı hükümler içermesinden kaynaklanıyor.

Öte yandan açıklanan rakamlar, sosyal medyada ve spor kamuoyunda farklı bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Santarelli’ye ayrılan 30 altınlık ödülün “yetersiz” olduğu yönünde yorumlar yapılırken, voleybolculara verilen toplam tutarın, Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanan ancak turnuvada başarılı olamayan A Milli Futbol Takımı’na sağlanan 16 milyon dolarlık katılım primi ve futbolcu başına verilen villa ile kıyaslandığı görüldü. Bu karşılaştırma, Türk sporundaki iki farklı branşın finansal dinamiklerini gözler önüne serdiği değerlendirmelerine yol açtı. Futbol tarafındaki ödül büyüklüğü ile voleyboldaki mütevazı prim arasındaki fark, branşlar arası kaynak dağılımına dair bir tartışmayı gündeme taşıdı. Tartışmanın bir kanadı, başarı primlerinin yalnızca yönetmelik kalemleriyle sınırlı tutulmasının olimpik branşlardaki motivasyonu uzun vadede nasıl etkileyeceğini sorgularken, diğer kanadı futbolun kendi gelir ekosistemini yarattığını ve bu iki yapının doğrudan kıyaslanmasının yanıltıcı olabileceğini savundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şampiyon voleybolcuları kabulünde yaptığı konuşmada, milli takımın elde ettiği başarıyı milyonların tek yürek olduğu bir tablo olarak nitelendirdi. Erdoğan, “Şartlar ne olursa olsun asla pes etmeyen bir milli karaktere sahip olduğumuzu kupayı ikinci kez kaldırarak yeniden gösterdiniz” dedi. Voleybol başta olmak üzere sporda yapılan devasa yatırımların karşılığının görülmesinden memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, 2026 yılının hem milli takım hem de kulüpler düzeyinde voleybolda başarıdan başarıya koşulan bir sene olduğunu ifade etti. Erdoğan, konuşmasının devamında katılım hakkını çoktan elde ettikleri 2028 Los Angeles Yaz Olimpiyat Oyunlarına işaret ederek, orada da zirveye çıkacaklarına dair inancının tam olduğunu dile getirdi. Kabul töreninde sporcuların yanı sıra teknik heyet de hazır bulundu.

Milli takımın üst üste ikinci Avrupa şampiyonluğu, Türkiye’nin voleyboldaki kurumsal kapasitesini bir kez daha ortaya koyarken, ödül mekanizmasının branşlar arası farklılığı spor ekonomisi açısından dikkat çeken bir tablo oluşturdu. Futbolun yüksek gelirli ekosistemi içinde katılım primi ve villa gibi teşvikler öne çıkarken, voleybolda başarı ödülü ağırlıklı olarak cumhuriyet altını üzerinden hesaplanan yönetmelik kalemine dayanıyor. Bu durum, olimpik branşlardaki başarıların finansal karşılığının nasıl belirlendiği sorusunu da beraberinde getiriyor. Sporcuların elde ettiği manevi hazzın yanında maddi ödülün de sahibi olması, yönetmelik hükümlerinin sağladığı çerçevede gerçekleşiyor. Önümüzdeki dönemde benzer şampiyonlukların yaşanması halinde, ödül kalemlerinin ve branşlar arası dengenin yeniden gündeme gelmesi bekleniyor.

İlgili Makaleler