Eski Başbakan Binali Yıldırım’ın, aile şirketlerine yönelik kapsamlı bir operasyon hazırlığı yapıldığını duyduğu ve bu gelişme üzerine parti içindeki bazı isimlerle temasa geçerek rahatsızlığını ilettiği öne sürüldü. Edinilen kulis bilgilerine göre Yıldırım, bu süreçte kendisine yönelik bir girişim olarak değerlendirdiği harekete karşı şikayetçi olduğunu belirtti ve konuyu doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a aktaracağını ifade etti. Bu iddia, gazeteci Nuray Babacan’ın kaleme aldığı ve partideki son durumu analiz eden yazısında yer alan çarpıcı bir bölüm olarak dikkatlerden kaçmadı. Söz konusu gelişme, parti içinde uzun süredir konuşulan ancak kamuoyuna yansımayan bazı gerilimlerin su yüzüne çıkmasına neden oldu.
İddianın merkezinde, hakkında daha önce çeşitli yolsuzluk iddiaları bulunan ve geçtiğimiz günlerde şüpheli sıfatıyla ifade veren eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in ardından sıranın Yıldırım’a geleceği yönündeki söylentilerin güç kazanması yer alıyor. Babacan’ın aktardığına göre, bu söylentilerin parti içinde yayılmasının hemen ardından harekete geçen Yıldırım, birkaç ay önce bazı partilileri telefonla arayarak operasyonu yürütenlerden duyduğu memnuniyetsizliği dile getirmiş. Yıldırım’ın bu görüşmelerde, sürecin durdurulması için Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birebir görüşme talebini ileteceğini söylediği iddia ediliyor. Ancak aradan geçen zamana rağmen bu görüşmenin gerçekleşip gerçekleşmediğine dair net bir bilgi bulunmuyor ve yaşanan gelişmeler, Yıldırım’ın girişimlerinden somut bir sonuç alamadığı izlenimini güçlendiriyor.
Parti içindeki konumları ve etkileri uzun zamandır tartışma konusu olan eski isimlerin durumu, bu iddiayla birlikte yeniden gündeme geldi. Özellikle Melih Gökçek ve Binali Yıldırım’ın, AK Parti’nin kuruluşundan bu yana kritik görevlerde bulunmuş olmalarına rağmen artık eski güçlerini kaybettikleri ve parti tabanındaki sohbetlerde sıkça eleştiri konusu yapıldıkları belirtiliyor. Siyasi gücün amacı dışında kullanılması ve haksız zenginleşme gibi konuların, bu isimlerle birlikte anıldığı ve partililer arasında bu konularla ilgili dedikoduların yaygınlaştığı ifade edilen kulislere yansıyor. Öyle ki parti içinde, haklarında pek çok şey bilindiği konuşulan ve adeta bir “liste” oluşturduğu dile getirilen bazı isimlerin, çocukları, damatları, şirketleri ve yurt dışındaki varlıklarıyla ilgili rivayetlerin dolaştığı aktarılıyor.
AK Parti teşkilatında, partinin itibarını zedeleyen bu tür iddiaların sorumluluğunun kimde olduğu sorusunun sıkça sorulmaya başlandığı ancak bu sorulara genellikle muhatap bulunamadığı ifade ediliyor. Toplantılarda ve sohbetlerde, geçmişte ortaya atılan iddialar, kapatılan dosyalar ve yarım kalan soruşturmaların hesabının verilmediği yönünde bir kanaatin oluştuğu, ancak bu konuşmaların çoğunlukla karar verici konumundaki isimlerin sessizliğiyle karşılaştığı belirtiliyor. Bu noktada, birkaç ay önce yaşanan bu gelişmenin ardından partide “temizlik” yapıldığı, yurt dışına kaçırılan paraların geri getirilmesi için çalışma başlatıldığı ve bu sürecin Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik olası bir operasyonu meşrulaştırmak için zemin hazırladığı yönünde farklı yorumlar da yapılıyor.
Gökçek’in ifade vermesinin ardından kamuoyunda oluşan beklenti, soruşturmanın kapsamının genişleyerek eski ve üst düzey isimlere uzanıp uzanmayacağı yönünde yoğunlaşmıştı. Babacan’ın yazısında yer alan bilgiler, bu beklentinin parti koridorlarında da karşılık bulduğunu ve Yıldırım’ın bu yöndeki sinyalleri aldıktan sonra harekete geçtiğini ortaya koyuyor. Parti içinden bazı isimlerin, bu tür operasyonların haklı gerekçelere dayandırılması gerektiğini savunduğu, ancak bu görüşlerin tabanda yeterli karşılık bulmadığı da gelen bilgiler arasında. Bazı çevreler ise sürecin, partinin önde gelen isimleri arasındaki güç mücadelesinin bir parçası olarak değerlendirilebileceği yorumunu yapıyor. Bu gelişmelerin, Yıldırım’ın Erdoğan ile yapacağı olası bir görüşmenin ardından nasıl bir hal alacağı, parti kulislerinde en çok konuşulan konuların başında geliyor.
Öte yandan, hakkında ciddi iddialar bulunan Gökçek’in avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada, ifade sürecinin ardından adliyenin önünde toplanan kalabalığa selam vererek “Bu bir hukuk sürecidir, herkes sonucu görecektir” şeklinde konuştuğu hatırlatılıyor. Bu açıklamanın, soruşturmanın siyasi bir boyutu olduğu yönündeki yorumları güçlendirdiği ve partideki gerilimi artırdığı ifade ediliyor. Yargı sürecinin devam ettiği bu dosyada, Yıldırım’ın adının geçmesi ve kulislerde dolaşan bilgilerin, dosyanın seyrini nasıl etkileyeceği ise merak konusu olmaya devam ediyor. Yaşanan bu gelişmelerin, partinin iç dinamikleri ve gelecekteki siyasi hamleleri üzerinde belirleyici olması bekleniyor.





